Recai Irmak


EŞEĞNİ KAYBETTİRİP, SONRA BULDURARAK SEVİNDİRMEK!

EŞEĞNİ KAYBETTİRİP, SONRA BULDURARAK SEVİNDİRMEK!


Hatırlarım bu ülkede tüp kuyruklarını, hatırlarım bu ülkede margarin bulunamadığı günlerdi. Yoksulluk vardı, yokluk vardı ama ilaç alamadığı için ölen çocuğumuz yoktu, hastanelerde rehin kalan hastalar vardı ama Devlet el koyup sorunu çözerdi. Hastanelerde hasta muamelesi görülürdü belki  yetersizdi ama hastalar asla müşteri yerine konmazdı ve modern hırsızlıkla soyulmazdı.

Ameliyatlarda bıçak parası alanlar vardı ama böyle ticari hastanelerde müşteri şeklinde soyguna uğramazdı. Yani Hastahaneye hasta garantisi diye bir şey hayal edilmezdi ama şimdi Hasta garantisi ile hastahane açılıp hastalar müşteri sayılır oldu. Her ilde belki belli tedaviler yoktu ama sevk edilirdi, yolluk verilir tedavisi yapılırdı insanların.  Ama yinede geleceğinde umutlu  insanlar gülebiliyordu, birbirine karşı saygılıydı. Komşu komşunun külüne muhtaç diyerek yardımlaşma vardı,  güler yüzlüydü ve geleceğe umutla sarılırdı insanlar.Şimdi hastalar müşteri oldu.

Ülke kaynakları biraz olsun israf edilse de fabrikaları birer birer artıtılarak çoğalıyordu, siyasi çekişmeler yine vardı ama hiçbir siyasetçi diğer siyasetçileri ve taraftarlarına ağır hakaretler etmezdi. Milletin diğer kısmını asla hain, lanet, zillet veya illet olarak görmezdi. Seçim sonrası kazanan iktitar için gayri meşru diyerek hiç söz edilmezdi. Demokrasi tam tesis edilmemişti ama kuvvetler ayrımı aksamalara rağmen işliyordu. Yargı görevini tam olarak yerine getiremesede yüzde seksen adalete güven vardı. Türk Silahlı kuvvetleri en az ABD deki Pentegon kadar vesayetçi olsa da en güvenilen bir kurumdu.

            Ülkede yazılı ve görsel basın tamamen olmasa bile avrupa seviyesine yakın özgürdü, yandaş medya öyle istediği gibi uydurma, yanlı habercilik yapmadığı gibi Türk Milleti en  az yüzde doksan doğru haber alabiliyordu. Basın özgür olunca halk daha bilinçli oluyor ve zaman, zaman iktidarları değiştirmesine imkan tanıyordu.

Sivil toplum kuruluşları daha özgürdü, istediği zaman istediği konu da protesto yapıp hak arayabilmekteydi. Anayasal hakları meydanlarda dile getirip kamuoyuna gerçekleri anlatabilmekteydi.

Koalisyon hükumetleri vardı ve iktidar fütursuzca hareket edemediği gibi, ülke menfaatlerinde fikir ayrılığında uzlaşıp milli çıkarlarımız için birlikte hareket ederdi. Çiftçi memnun,  işçi memnun, memur aza kanaat getirse de samimiyetini korurdu. Yerli malı haftası vardı yerli ve milli üretim yapılırdı. Et, süt, buğday, arpa ve sebze ihraç edilirdi. Kıbrıs barış harekatı yapıldığında ülkede öyle domates, biber patlıcan krizi olmadı. Yiğit ler en azından kuru soğanını kırıp rahatça yerdi.

Gelelim bugüne, milli ve yerli fabrika kalmadı, tank ve palet fabrikası dahi yabancılara verildi. Her ne kadar özelleştirme değil işletme devri dense de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde tam dokuz yerde özelleştirme ibaresinin olduğunu görmemek safdillik ayrı bir gaflettir. Et, süt, ,patates, soğan, saman ithal eder hale geldik. Kriz üstüne kriz yaşadık, kriz yok demek suç haline geldi. Açılım saçılım dendi, Türk demek suç oldu. Haburda PKK lıları çadırda kurulan mahkemelerde akladık, teröeistlerin hendek kazmalarına seyirci kaldık. TSK nın başına çuval geçirildi sonra Ergenekon Balyoz ile çökerttik.

Fetullah Hoca efendiye methiyeler düzüldü, bunlar hain diyenlere hain denildi. 17/25 Aralık zaten muamma, Fetullah haininin yüzü anca menfaatte ayrılınca öğrenildi.

Ülke FETÖ Örgütü ile acı bir şekilde yüzleşti ama siyası ayağı bir türlü ortaya konmadı.

            Başbakan´ın Parlamenter sistemde ki Cumhur Başkanlığının bağımsızlığı tartışılırken bir de Partili Cumhurbaşkanlığı gibi halkın hala anlam veremediği bir sisteme geçildi, Cumhur başkanı hergün Partisi adına her türlü faaliyette bulunur halde artık partilisi olmayanların Cumhurbaşkanı olmadığı intibası diğer vatandaşta oluştu.

Koalisyonlar felaket getiriyor derken ülke ortadan karpuz gibi ayrıldı yüzde elli nüfus hain , illet zillet diye bölündü.Koalisyonlar daha Milli irade oluşmadan tepedeki liderlerin talimatıyla koalisyonlar oluştu Millet talimatla taraf olmaya zorlandı. Fetöcü olanlar aklandı fetö ile hiç ilişkisi olmayan partiler ve kişiler Fetö suçlaması ile Millet yanıltıp seçimde oy alındı ve alınmaya devam ediliyor.

Dün PKK ile dirsek temasında olanlar bugün bu temasın hiç olmamış gibi karşı tarafta olan tüm muhalifleri terörle bağlantılı diyerek şikayet edildi.

            Millet domates, biber, patlıcan birde soğan ile salata yapabilirken şimdi domates biber patlıcanı ucuza almak ve hepsiyle yemek yapmak bir yana, domatesla ayrı, patlıcanla ayrı, biber ile ayrı ve soğanla ayrı yemek yapabilmek için Metrepol şehirlerde bir kaç noktada Devlet domates biber patlıcan satacak hale gelmiş ve buna Millet şükreder hale getirildi.

Sevgili okurlar bu neye benziyor biliyormusunuz?

Önce Domates biber patlıcanını ve de soğan fiyatının  artışına neden olacak basiretsiz bir ekonomi yürütüp sonra ucuz domates, biber patlıcan birde soğan´ı,  sadece birkaç Metropolde ve bir iki, üç beş noktada ucuza satarak bin, iki bin kişiyi sevindirmeyi Devlet yönetimi sananlar bana şu Ata sözünü getirdi aklıma.

 ‘´Allah fukarayı sevindirmek isterse önce eşeğini kaybettirip,  sonra buldurarak sevindirirmiş.´´ bu Atasözüne katılmıyorum elbet.  Allah sevindirmek isterse öyle eşeği kaybettirip  buldurmaz. Amenna ve saddakna rabbim hiçbir sebeple kullarını üzmez ve sonradan sevindirmez. Rabbim herkesin kaderini anlına yazmıştır yaşanacaklarıın tecellisinin garantisidir elber. Domates biber patlıcan için sferber olan hükumet, elektrik, doğalgaz, su faturalarındaki fahiş ve haksız fiyat artışlarından neden bahsetmezler bu da ayrı bir konu. Gerçi yüzde kırk, elli zammı yüzde yirmi geri alsa da fayda etmez ama bu Millet bunada sevinecek biliyormusunuz. Kobi kredileri verilecek denildi kobi ler müracaatını yaptı bekliyor. Bugün on yedi şubat bankalardan ses yok. Kime ve kimlere nasıl verileceği dahi muamma. Lakin dört gözle her esnaf, küçük ve orta ölçekli işletmeler sıkuntı içinde bekliyor. Bu krediyi alınca borcunu borçla kapatacak aynı kredi kartını kredi kartlarının borcunu ödemek durumunda kalan ve buna sevinen vatandaş misali.

Demişler ya ‘´ Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlarmış´´ Yani Kobilerin ferahlatıcı bir duruma kavuşacağı beklentisi var ama yapılacak kredi ödemelerinin çok gecikmesi bahse konu bu kredileri yetersiz ve yararsız kılacaktır.

İşte bugün yaşananlar bunlar.

Eşeği bırak adam donunu kaybettirmiş şimdi avret yerini kapatması için incir yaprağı bir yana zerdali yaprağı verip sevindiriyor. Adam bundan memnun halinden memnun.

Biraz zorlasan kaysı yaprağınıda verecek papatya çiçeğinin tek bir yaprağına  razı olacak.

 

Fikret Akdoğan
18.02.2019 01:54:41
kalemine,yüreğine sağlık,çok güzel özetlemişsiniz,Allah kimseyi yanlışı savunur doğruyu unutur kullardan etmesin

Salim Atacan
19.02.2019 17:10:08
Yazarımızı kutluyorum. Ülke gerçeklerini ve mevcut siyasi tabloyu harika anlatmışsınız teşekkürler.

  • BIST 100

    16159,06%-0,58
  • DOLAR

    44,21% 0,06
  • EURO

    50,99% -0,04
  • GRAM ALTIN

    6935,88% -2,47
  • Ç. ALTIN

    11465,56% -1,02
  • Çarşamba 14.7 ° / 4.3 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Perşembe 11.2 ° / 6.9 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Cuma 7.1 ° / 4.1 ° Orta kuvvetli yağmurlu

Ankara

18.03.2026

  • İMSAK 05:25
  • GÜNEŞ 06:49
  • ÖĞLE 13:02
  • İKİNDİ 16:24
  • AKŞAM 19:05
  • YATSI 20:23