Ergenekon mağduru olarak bilinen Teğmen Mehmet Ali çelebiyi bilmeyenimiz yoktur. Teğmen Mehmet Ali çelebinin TBMM de ki ayakta alkışlanan konuşması da hafızalardan çıkan bir konuşma olmadığında da hem fikir olduğumuzu söyleyebiliriz.
Mehmet Ali çelebi, 2018 yılında CHP İzmir Milletvekili olarak Meclise girmiştir. 29 Ocak 2021 tarihinde CHP'den istifa eden Çelebi, 17 Mayıs 2021 tarihinde kurulan Memleket Partisine katıldıktan sonra bağımsız milletvekili olarak siyasete devam ederken, seçimlere bir yıl kala sürpriz bir şekilde açıklamalarda bulunarak ‘’Cumhur ittifakının Millet ittifakından daha inandırıcı’’ olduğunu söylemesi üzerine, Mehmet Ali Çelebinin AKP ye katılacağı söylentileri başladı.
Çelebi AKP ye geçer veya geçmez onu bilemem ama bu kadar yaygara çıkartılmasını anlamış değilim. Doğu Perinçek gibi bir siyasetçinin dünden bugüne nasıl bir davranış gösterdiğine baktığımızda Mehmet Ali Çelebiye söz söylemenin bir manası olmadığını düşünüyorum. Yani bir siyasetçi kendi onur ve şahsiyetinden kendisi sorumludur. Takdir Milletindir ve Millet sandıkta oy kullanarak bir cevap verir.
Millet tasvip eder, etmez.
Bunun için de kimsenin laf söylemeye, hakkı yoktur bana göre. Türk siyasi tarihine şöyle bir geriye baktığımızda, bana Fırıldak Kubi' lakabıyla tanınan ve bir otelde intihar ederek vefat eden, eski Afyon Milletvekili Kubilay Uygun aklıma geldiği gibi, bu şekilde gömlek değiştirir gibi parti değişenleri de hatırlattı. Yakın tarihte MHP den istifa edip İYİ Partiye katılan sonra İYİ Partiden ayrılıp Zafer Partisine geçtikten bir müddet sonra bu defa da Zafer Partisinden istifa edip yeniden İYİ Partiye dönen Adana Milletvekili İsmail Koncuk ta son bir örnek değil mi?
Türk siyasi tarihinde bu ve buna benzer transferler olduğu gibi, dün sövdüğüne bugün övgüler dizilmesi de normal değil mi? Şimdi Mehmet Ali Çelebinin bu yüz seksen derece dönüşünü büyütmeye gerek var mı? Bence yok. Harun gibi geldiler Karun oldular deyimi yine bizlere bir şeyleri hatırlatmıyor mu?
Bir kimse siyasi görüşünü değiştirmesi normal olmakla birlikte, partisi ile anlaşmazlığa da düşebilir. Lakin ana fikrine ters ve yüz seksen derecelik bir dönüşü hoş görmek mümkün olmamakla birlikte, buna saygı duymak gerekir. Ülkemizde maalesef bu duruma uygun siyaset yapıldığını unutmamak gerekir. Siyasetin bir ahlakı olmalıdır, onuru olmalıdır diyoruz ve bunu istiyoruz elbette. Eski yıllarda böyle siyasi transferlerin çok çirkin örneklerini biliyoruz, lakin 2022 li yıllarda değişen bir şey yok anlaşılan.
Siyaset ülkeye hizmet etmenin bir aracıdır ve öyle olması gerekirken maalesef siyaset kişi ikbal ve menfaatleri için bir araç haline gelmiştir. Ha o partide, ha bu partide olmuşsunuz ne fark eder de demiyorum tabi ki. Ancak değerli dostlar dün ihanetle suçladığın bir partiye bu defa methiyeler dizerek geçmişine küfredip hıyanetle suçlayarak saf değiştirmenin ahlakla, vicdanla, dürüstlükle izahı mümkün değil.
Partinin yanlış yaptığını düşünebilir ve muhalif olabilirsiniz, illa bir partide yer alacaksan çizginize yakın bir partiye geçebilirsiniz. Ama Fırıldak gibi dönmek, dün söverken bugün methiye düzmek asla hoş görülecek bir siyasi tavır değildir elbet.
Burada karakter önemlidir bana göre.
İkbal ve menfaatler karşısında, eğitim mi? Karakter mi? tartışılabilir.
Lakin bu konuda bir hikaye geldi aklıma yazmadan geçmeyeceğim tabi ki.
Bir gün, Padişah vezire sormuş:
Vezirim! Eğitim mi önemli, karakter mi? Vezir hiç düşünmeden cevap vermiş, karakter padişahım. Padişah memleketin her yerinde tellallar çığırtmış. ‘’Duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın verilecektir.’’ En iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna, çıkarılmış ve bu hayvan eğiticisine Padişah sormuş;
Bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin? Altı ayda öğretirim padişahım demiş hayvan eğiticisi. Altı ay dolmuş ve eğitici huzura alınmış. Padişah sormuş, Öğrettin mi? Öğrettim padişahım. Saray erkanı toplanmış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış, tam vezirin önüne gelmiş; Padişah yine vezire sormuş.
Vezirim! Eğitim mi önemlidir. Karakter mi?
Vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış.
Kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış. Tabii altı aylık eğitim de boşa gitmiş.
Vezir cevap vermiş.
Karakter padişahım.
Çünkü önünde bir fare gördüğünde her şeyi unutan ve eline bir fırsat geçtiğinde çıkarının peşinden koşanların eğitimi bir yere kadar, çünkü söz konusu olan karakterdir.
Bu vesile ile 8 Ağustos AŞURA Gününüzü kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim…