Menü Angara Gazetesi
Recai Irmak

Recai Irmak

Tarih: 19.11.2018 00:17

GİRİŞ VERGİSİ ÇIKIŞ VERGİSİ YETMEDİ EK VERGİ!

Facebook Twitter Linked-in

Bundan yüz yıllar önce, bir ülkede tabiki demokrasi yok, meşrutiyette, elbette şahlık, padişahlık dönemi. Padişah ülkeyi keyfince yönetiyor başka bir alternatif yok. Bütçesi açık verdiğinde basıyor vergiyi toparlıyor bütçeyi.

Bir gün o zamanın deyimi ve tanımı ile Bütçe Na­zı­rı, te­laş­la huzura çıkıkıyor ve nefes, nefese,  “Devletlum”  “ha­zi­ne­­de ku­ruş kal­ma­dı, is­raf için­de ya­şa­ma­nın nihayetine varmışız,  ça­re bu­la­maz­isek Devletimiz iflas edecek demiş.

Bütçe Nazırının bu telaşının on katı padişahın suratına yansımş. Sakalını sıvazlayarak hemen bir çare bulmalıyız demiş. Padişah düşünürken  şeytanlığı ile ünlü Bütçe nazırı sırnaşarak ve yalaka bir tvır ile ‘´Efendim benim görevim buöyle durumlara çare bulmak´´ Ben sizin Bütçe nazırıyım ama aynı zamanda eniştenizim´´ çare bulamayacaksam yanınızda ne işim var demiş ve padişaha çözüm önerisinde bulunmuş.

Bu du­ru­ma dü­şen bir ma­li­ye­nin önün­de iki yol var­dır Devletlüm, bi­rin­ci­si mas­raf­la­rı azalt­mak, ikin­ci­si ise ge­lir­le­ri ar­tır­mak.

Dev­let har­ca­ma­la­rı­nı azalt­ma fik­ri Padişahın elbette hoşuna gitmemiş, çünkü kendi masrafları kısılacak, yaptırmakta olduğu on İkinci altın tahtın yapımı ötelenecek. Akşam kuş sütü, sabah ballı sütü kesilecek, Sultanına alacağı pırlantaları, çocuğuna vereceği harçlıkları azalacak. Bu hoş bir durum değil diye düşünmüş ve hemen hin, oğlu hin Bütçe Nazırına Geliri artıralım, diye talimat vermiş.

Harcamaları kısalım, tasarruf edelim cevabını bekleyen Bütçe nazırı zaten ül­ke­de zaten müt­hiş bir ha­yat pa­ha­lı­lı­ğı olduğunu insanların aç olarak yatıp yarın ne yapacağını bildiği halde, ‘´Devletlum diyerek hinlikle “Pa­ra­yı bir şe­kil­de halk­tan top­la­ya­ca­ğız´´ vermek zorundalar biz onları yönetiyoruz buna mecburlar talimat verin yeni vergi ve cezalar koyalım demiş.

Kendi saltanatından fergat etmeyen, çocuklarının harcamalarını kısmayı düşünmeyen yeni saltanat tahtının yapımından vaz geçmeyi asla düşünmeyen, Padişah ellerini ovuşturarak, millete bir lokma bir hırka ile yetinmenin dinleri gereği olduğunun anlatılmasını bu konuda din adamlarının görevlendirilmesini, aksini iddia edenlerin kellesinin alınmasını,

Müslüman toplumun bir lokma bir hırka diyerek Müslümanlık gereği biat etmeleri gerektiğinin anlatılmasını, muhalif olanların hain olarak ilan edilerek gerekirse linç edinmelerini,

Ne dediği belli olmayan muhaliflerden kendilerine yakın olan bazı muhaliflerle ittifak yapılmasını diğerlerinin alçak ve hain olarak ilan edilmesini ve bu vergilere kimsenin itiraz etmemesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması fermanını çıkarmak isterken.

Hin oğlu hin Bütçe nazırı eniştesi  “Ver­gi­le­ri ar­tır­ma­ya­ca­ğız, de­ği­şik bir yön­tem uy­gu­la­ya­ca­ğız.” Der. Padişahın gözleri daha da parlar ve der ki daha yapmadığımız bir şey mi var?

            Ta­bi  der enişte bütçe nazırı.

Ağzını yaya, yaya, kıvırta kıvırta sırıtır bir de.

Ben böy­le gün­ler için va­rım Padişahım.

Ye­di­ğim ek­me­ğin hak­kı­nı ver­mem lâ­zım.

Padişahım, bizim köprülerimiz var bu köprülere adam koyup, ge­lip ge­çen­den pa­ra alsak nasıl olur deyince padişah bu fikre tamam demiş ferman yazmış.

            Köp­rü pa­ra­sı,  böy­le­ce yü­rür­lü­ğe gir­miş.

Bir sü­re son­ra Padişah, hal­kın bu yeni uygulama ver­gi kar­şı­sın­da­ki tep­ki­si­ni me­rak etmiş ve sormuş Bütçe nazırı eniştesine. “Ku­zu ku­zu pa­ra­yı öde­yip ge­çi­yor­lar” ce­va­bı­nı alın­ca, bir ferman da­ha ya­zıl­ma­sı­nı em­ret­miş:

Köp­rü­nün çı­kı­şı­na da bi­ri­ni ko­yun, baş­ta­ki köp­rü­ye gi­riş pa­ra­sı top­lar­ken, son­da­ki köp­rü­den çı­kış pa­ra­sı top­la­sın de­miş.

Halk yi­ne tep­ki gel­me­yin­ce, bir emir da­ha çı­kart­mış, köp­rü­nün or­ta­sı­na da bir adam ko­yun. Bu defa Bütçe nazırı enişte sormuş Devletlum bu üçüncü kişi ne parası toplayacak, Padişah buna da ek geçiş vergisi desinler demiş.

Dolayısı ile giriş vergisi çıkış vergisi ve ek vergi de yürürlüğe girmiş.

Bu duruma rağmen halkından kıpırdanma bekleyen padişah bunu görmeyince, Padişah bu defa köprüde  para toplayacak adamlara  em­ret­miş:

Pa­ra­sı­nı öde­ye­ni bir de güzelce dö­ve­cek­si­niz.

Böy­le­ce halk hem pa­ra ver­me­ye, hem de da­yak ye­me­ye baş­la­mış.Başlamış ki hiç sormayın. Lakin uy­gu­la­ma­nın et­ki­si­ni bizatihi,  gör­mek is­te­yen Padişah,  gün­ler­den bir gün, hal­kı şe­hir mey­da­nı­na top­la­mış ve sormuş, var mı köp­rü pa­ra­sın­dan şi­kâ­ye­ti olan?  di­ye de  sor­muş. Bi­ri çe­ki­ne, çe­ki­ne par­mak kal­dır­mış.

 Söz ve­ri­lin­ce de şöy­le ko­nuş­muş: Padişahım Allah sizi başımızdan eksik etmesin, elinize, ayağınıza ayak olayım, kıçınıza basur olayım ama köp­rü­de­ki adam­la­rı­nız hem pa­ra top­lu­yor hem bi­zi dö­vü­yor ya, za­man kay­bı olu­yor.

Bi­zi döv­dür­mek için ay­rı­ca köprü ortasına  bir ki­şi daha ta­yin eder­se­niz, ak­şam­la­rı kuy­ru­ğa gir­mek zo­run­da kal­ma­yız demiş.

Padişah bu durum karşısında küçük di­li­ni yut­muş.

Bu yüz­den on­dan son­ra­ki za­man­lar­da bu padişaha dil­siz Padişah  di­ye nam salmış. Kıssadan hisse..

Hisseden Kıssa. Ne derseniz deyin bu bir masal, babam anlatmıştı ne denli doğru hatırlıyorum bilmiyorum ama mutlaka bu masal anlatılıp durmuştur. Ama kimse ders almamıştır diye düşünüyorum..


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —